Kaderi Sana Bırakıyorum


Bekir Biçer

Hâlâ gidiyorum.
Hâlâ, senden kaçıyorum.
Götürebildiğim kadar uzaklara, çok uzaklara taşımaya çalışacağım bu yorgun bedenimi.
Korka korka arayacağım ayak izlerini bana yabancı coğrafyalarda.
Seni bulma umudum kaybolsa da aramayı ara vermeden sürdüreceğim.
Ben ömrüm olduğunca aramanın ordusuna nefer yazıldım zaten.
Ama sen korkma, kader var.
“Kadere itimat eden kederden emin olur.”
Ben, kaderi sana bırakarak gidiyorum.
Kendime yeni bir kader buluncaya kadar da dönmeyeceğim muhtemelen.
Ve muhtemelen, dönersem sen bir gün kendisine kaderimi bıraktığım o ürkek kalbin sahibi olmayacaksın.
Senden kaçırıp sürgüne çıkarırken kalbimi, kalbimin duvarına yapıştırdığım o gözleri gülümseyen resmini de kalbimle taşıyacağım.
Çok uzaklarda bir yerde resmini koynumdan çıkarıp bakmayı aklıma getirdiğimde ellerim titreyecek ve resmine bakamayacağım. Tekrar kaldıracağım kalbimin en aydınlık odasına ve yeniden yapıştıracağım kalbimin duvarına. Resmine bakabilir miyim sence? Bilmiyorum.
Seni kalbimde bir sızı gibi gezdirirken ya senin dışında bir dünya kalmazsa bana, benim olan ne varsa sen olursa ve hiçliğe karışırsam, varlığından haberdar etmek için bulup getirir misin beni kaybolduğum yerden?
Aradığım şeyin sen olduğunu biliyorsun, üzerine çömeldiğim, acıyla suretine baktığım ve üzerine ağladığım sen. Ben hep seni arıyorum. Bazen çiçek tarlasında yüzünü açığa çıkarmak için demet demet çiçek topluyorum. Bazen yüzünü çiçeklerle yapmaya çalışıyorum sil baştan.
Seni bulduğumu düşündüğüm bir an bile saadetler diyarında senelerce kör kandil mesut yaşamama yetebilir.
N’olur, çiçeklerle yüklü bir bahçede yanıma gelsen. Gözlerimi kapayıp yüze kadar sayarken, sen bir ağacın ardına saklansan ve ben seni saklandığın yerden bulup sobelesem. Kendini bana sobeletir misin?
Sonra ben koşsam koşsam ve yakalansam sana. Sonra bir kere daha yakalansam. Hep yaklansam.
Senden kaçarken sana ulaşmış olabilir miyim? Sana ulaştığımda bana bunu söyleyebilir misin?
Ama sen ve ben bunu nereden bilebiliriz ki…
Ben hâlâ gidiyorum.
Ürpermene, korkmana neden yok çünkü kader var.
Onu sana bırakıyorum.
Kaderim seni asla yalnız bırakmayacak. Ürpersen de üşümeyeceksin.
Benim seni sevdiğim kadar sen de benim kaderimi seveceksin.
Birgün, yorgun ve yıpranmış bedenim uzaklarda tükenince, yaralarına bedenimin dokunacaksın ve güle dönüşecek yaralarımın hepsi.
Senin için ne kadar yaralandığımı düşünüp üzülme sakın. İyi bir kalbin talihi acıyla yaralanmaktır.
Kalbime kalbimle sakladığım o gözleri gülümseyen resmini söküp alabilirsin orada.
Benim yokluğumda kaderime kaderin gibi bakar mısın?
Ben ömrüm olduğunca aramanın ordusuna nefer yazıldım zaten.
Korkmana neden yok çünkü kaderimi sana bırakıyorum.
Kader acıtsa da amacı zulüm değildir.
“Zulüm içinde bile adalet tecelli eder.”dememiş miydi Üstad.
Acı, iyi insanların kalbine takılan bir madalyadır.
Çünkü insan bu dünyaya “olmak” için gelmiştir, durmak için değil.
Ben hâlâ yürüyorum,
Hayatın seline verdiğim her saniye ile biraz daha ol’uyorum.
Çıktığım bu sefer sonlanırsa, biliyorum ki ölümdür varacağım yer.
Ve her seferin son durağı ölüm.
Ki insan, ol’unca ölür.
Ölünceye kadar ol’ur.

0 yorum:

Yorum Gönder