Sırrı Eda
08 Aralık 2009
Yazıyı yorumlayın
Sadiye Ekiz
Ben; bir uçurum, gölgelerin seyrinde. Ben; bir şehzade bedenin çehresinde. Ben; bir günah çıplağı. Hüllesi ruhun dimağı. Hakka kaçan ak küheylanı, ben; kahreden zavallı. Ve ben; bir seyahat, inşiraha giden dününden.Ben; bir ahu, sorgulayan zihinde. Cebrin her safhası bile sehl olur, akıl çemberinde. Nefs, sual sual abıçeşm ile cevaba düşünce, akıbet âyân; ben, O’nun sanatında sehl-i mümteni bürhan. Nefs, çirkinliğin çamuru, her yana sıçrayıp duran. Cemil ‘in tane tanımayan gölgelerine, lutf ile çizdiği ihsan. Ve nefs “ben” diyen cihan.
Ben; imtihanı kaybetmeye meyilli irade. Nefs, bilirim cahili, evvelinde. Efendisine kardeş, üstadına talebe, hocasına dershan sanisinde. Salise ermeyen ahirinde, noksansıza dönük; boynu bükük, alnı toprak, fikri pak, gönlü hakk…
Arzusuna vuslat için sızlanan yürek. Acziyetin merkezinde, avuç açan ellerde dilek. İtminan-ı kalp, ah u enin, münasip hakir nefse .
Ben, acziyete ait ahvalin zıddıyyla ayna O’ na. Doğmasıyla; ezele, duymasıyla; zerrelerin isteğini işitene, gözleriyle; kalbin her anını “ Ben orda mıyım? “ sualiyle yoklayana, acziyle; her şeyi kabza-i tasarrufunda kılana, fakrıyla; her zenginliğin varisi olana âyine.
Ben; takvim, Sani’in ruh izinli duyurusundan. İyiliğin verilmesinden sonra, doymak bilmeyen hayır yaprakları çevrilen.
Ben, nimetlerin açlığında uslanmış afacan. Sade tad almayı tercih edişle, sonu yok âlemde izzete eren can.
Nefs, ölüm sancısına dost, “Ey Sevgili” hasretinde.
Ben; nağme sera, Hu dilinde, sueda. Nefs; ben ve ben; hu cezbesinde, sırrı edâ.



0 yorum »
Yazı hakkında yorumunuz?