Sadiye EkizDünyanın mahzun, garip yanlarının hayat buluşuydu doğumun.Sensiz evren duyguların mezarıyken senle dirildi kıyamete kadar her dem.Yerdeki zerreler , semadaki yıldızlara kadar senin özlemindeydi buram buram.Anlaşılmak okunmak yarışına bile girmediler aralarında sen doğunca.Çünkü senin gelişin onlara emniyetti.Yerin göğün evrenin Efendisi hakkını iadeyle okuyacaktı her taneyi. Mana madenin esaretini dağıtacaktı Seninle. O’nu söyleyen mevsimleri şahitliğinle beşere ilan edecektin, doyurasıya alemleri.
Sen alemlerin Efendisi , Sen gönüllerin öte kokan yağmuru.Vilâdetin insanlığın yeniden zuhuru. Nisyana mübtela insan denen varlığa hafızasın sen. Geçmiş , gelecek , an içinde Rabbin sırrına sezasın Sen.Onulmaz cerihalara bakışınla devasın.Akan zulumlere Hak’tan inen şefkat elinle nurdan örülü sursun. Var olma hazzı sana hasret. Alınan soluklar Seninle can bulmaya hicret etti şükürle yoksa âraftaydı dünya mahzeninden nereye verileceğinin tereddüdünde.
Hüzün yükü gözlerinle bir anı seyyale doğsan kalbime asrın saadetine mazhar olur , izzetinin gölgesinde nura boyanırım .Kalbimdeki duyguların tahtına haya oturur utana sıkıla. Ama bir daha yerini terk etmeyesiye. Hüznünün sebebi benim bilesiye.”Anam babam sana fedadır, affet .” diyesiye.Emrine ; “Buyur artık dönüş yok masiyete “ ufkunda boyun bükesiye. Tahtına kurulan haya süsünde , gönlünde saklayacağın bir köşe isteyesiye.Ummanında “bu da bendendir” dediğin damlalarından biri olasıya… Yıkık dökük hücrelerimi kıblene dönük inşa eden Mimarım şefkat yükü elinle bir anı seyyale dokunsan alnıma isteklerim kadere teslimiyetin kederden emin haliyle sürgün yanımı sunar ruhuna .Senin merhamet dolu bakışında her derdim kıymete erer, görüşün hoşuyla tanışır. Ağyar kılınana söyleyemediklerimi! sana beyanın inşirahı yeter bana. Setreden tesellinde öğrettiğinle O’na giderim.
Gök ehlinin “Ben sevdim, O’nu sevin, söyleyin yer ehli de sevsin “ emrini Ahmed nidasında duyduğu; yer ehlinin Muhammed namında emre âmâde olduğu sevginin ilk ve tek mayası… Senin doğumunla doğdu evren manaya, evren güzelliğe doğdu.
Güzelliğe dair hayâller gerçeğin vuslatına erdi Seninle. Herşey zıddıyla anlaşılırken özge ufkun yetti de Seni gören iyiyi baharla koklayıp, kötüyü zemheride unuttu. Sen vardın yoktu ibret almaya ihtiyaç .Sana dönen bin canla Seni ihtiyâr etti.
Bekleyişin sabır yükü gözlerinle bir anı seyyale doğsan kalbime , bekleyip de “hadi artık, yoruldum “ diyecek anlarım sükûna erer. Senin sevgi yolunda dahasını ümit ettiğin gayretlerim , -varsa bir samimi anım belki… - “ hayırdan ancak yeniden doğuşta doyulur “ ihtarınla devam eder . Öğret bana da ne olur Seninle doğmayı her güne. Beşere karşı kurtuluşlarına hissettiğin hırs yükü gözlerinle bir anı seyyale doğsan kalbime , gözlerim gecelere ıslanmış ışıkları akıtır, inşirah deryasında yüzerim.
Senin hüznünün sebebi benim bilesiye ,Senden gayrısı sen gibi silmez derdimi duyasıya , alnım şefaatinin ağrısında şifa bekleyesiye ne olur doğ kalbime, doğ kalbimize,zahirimize,batınımıza ebedlerce…
0 yorum:
Yorum Gönder