Beyaz Çiçek

Ali Yüksel

Bugünlerde yeniden başlamak, unuttuğunuz bir kısım sevdalarınıza yeniden sarılmak isterseniz size önereceğim bir ilham kaynağı var. Taptaze ve yepyeni…

Eğer bir bahçeniz varsa ve bahçenizin bir köşesinde -çeşidi önemli değil- bir meyve ağacınız varsa hemen pencereden perdeyi sıyırın, pencereyi açın ve ağacınızın giydiği beyaz gelinliği incelemeye koyulun. O ince sanata bayılmamak elde değil.

Kışla birlikte ağacın kuruyup gittiğini düşünür müsünüz?

Ağacın üzerindeki her türlü hayat belirtisi ufalanıp gitmiştir. Kuru bir dalı andırır o. Haşin ve soğuk kış rüzgârlarına bile tepki vermez. Kılı dahi kıpırdamaz. Üzerine kuşlar konmaz. Kıyısında yaramaz çocuklar barınmaz. Altında az bir nefeslenmek için bile durulamaz. Güneş kışa rağmen yüzünü azıcık gösterecek olsa ağacın gölgesi dahi yeryüzüne düşmez. Ağaç hayatta olduğuna dair hiçbir kıpırtı gösteremez. Görünen yüzü itibariyle artık ölmüştür.

Gerçekten öyle midir?

Durumun öyle olmadığı baharla birlikte ortaya çıkar ve umut, ağacın damarlarına yeniden yürür. Beyaz çiçekler birden sarmaz dalları. Usul usul gelir. Önce öldü sandığımız dallarda yeşil filizler belirir. Sonra da ufak beyaz çiçekler. Hepsi hepsi bir haftada olsa da çoğumuz bu umuda yürüyüşü fark etmeyiz. Sonra bir gün belki sabah işe giderken, belki boş bir anımızda pencereden salınınca görüveririz onu.

Ama çoğumuz çiçeğe uzanan bu umut yürüyüşünün en olgun halini fark ederiz. Bizim bahçedeki ağacın dallarını bembeyaz bir çiçek ordusu kaplamıştır.

Size tavsiyem bu düğünü izlemek için zaman ayırmanız, çiçekleri dikkatli gözlerle incelemeniz, onlardan hayata dair dersler çıkarmanız.

İnsanları ağaçlara benzetmek mümkün. Evinize, ailenize ruhunuza kış mevsimini andıran umutsuzluk soğukları vurmuş olabilir. Eğilmeyin.

Karamsarlık bulutları ufuklarınızı tamamen kapatsa da, çıkış yolu olmayan dar kuyulara düştüğünüz zannedilse de alttan alta bir umut sürgünü insanın gizlerinde yaşamayı sürdürür.

Hayat elbet zordur. Sıkıntıları, dertleri olacaktır. Belki de bunun için adımız insan. Yorulacağız, kırılacağız, ümidimizi yitirdiğimizi zannedeceğiz. Dünyamız kararacak, kaçmak isteyeceğiz. Bir elin boğazımızı düğüm düğüm düğümlediğini hissedeceğiz. Diyorum ya bunların hepsi insan için. İşte bu en kötü anlarımızda bile etrafımızda çıkış işaretleri olacaktır. Kara bulutları dağıtan umut rüzgarları bizim için esecektir. Yorulanlara, yıkılanlara yeniden başlamayı fısıldayan bir ses bize seslenecektir.

Mesele bakmayı, görmeyi bilmekte sanırım.

Neden bahçenizdeki ya da uzak bir şehirdeki beyaz çiçek sizin için açmış olmasın… Her şey insan için değil mi?

0 yorum:

Yorum Gönder