İnternet ve Edebiyat
Müteşâir
Bu konuya özel ilgim var galiba. Birileri internet ve edebiyat laflarını bir araya getirdi mi dayanamıyorum. Nerede işlenirse işlensin hemen okumak, söylenenleri incelemek istiyorum. Lakin şimdiye kadar onca yerde okuduğum “internet ve edebiyat” dosyalarının pek azı beni tatmin etti diyebilirim.
Tabii bir de mevzular bizim müteşâir milletini ilgilendirince okumamak olmaz!
Gördüklerimin büyük çoğunluğu ciddi bir hazımsızlık hissiyle alelacele kaleme alınmış, “Hadi ordan canım, internette edebiyatta olurmuş, peh!” tarzı söylenmelerden ibaretti. Ekrandan bir şey mi okunurmuş diyenlerin sayısı da epey vardı. Kâğıdın kokusundan bahsediyorlardı ki kâğıdın aziz kokusu bu tartışmaya bulaştırılmamalı idi.
“Bunların yüzde doksanı çalıntı!” diyen epey akil adam vardı onların arasında. “Benim şiirlerimi benden izinsiz yayımlamışlar kardeşim, kapattırırım sizi ha!” diye dayılanan büyük, pek büyük üstatları da okumadım değil… Muhtıra yayınlayan yayınevlerini de unutmamalı.
“Basılı dergilerde yer bulamayınca buralara kapağı atıyor çocuklar, ne yapsınlar efendim?” diye acıyorlardı bazıları. “Biraz oynar sonra eve dönerler. Çocuklar edebiyat ciddi iştir!” diye küçümseyenler de vardı.
En sıkıcısı ise kanun maddeleriyle “internet edebiyatı” edebiyatı yapanı idi şüphesiz.
Daha ilginci ise birtakım e-edebiyat sitesi yöneticilerinin söyledikleriydi: “Bu ithamların büyük çoğunluğu doğru ama… Ya biz, biz öyle miyiz ya!”
Yapılan pek çok eleştiri vardı. Bazıları haksız da değildi hani. Mesela bu sitelerin bir bölümünün edebi kaygı eşiğinin epey düşük olduğu eleştirisine ben de katılıyorum. Fakat yapılan eleştirilerin bazılarının arkasında 40’lardan kalma dinozor zihniyetini görmek beni epey şaşırttı. Ve bu eleştirilerin büyük büyük dergilerde yer alıyor olmasına ayrıca, daha bir şaşkın şaşırdım desem derdimi anlatmış olur muyum acaba!
Benim bu meseledeki fikrime gelince: Öncelikle internet edebiyatı meselesinde sapla samanı karıştırmamak gerek.
İnternet uçsuz bucaksız bir dünya. Kıyısız bir okyanus! Onu çok iyi takip ettiğini zanneden bir edebiyat düşkününün bile önüne hiç görmediği bir yığın edebiyat sitesi çıkabiliyor. Birkaç gün önce bir haberde Türkiye’de beş milyon ADSL abonesinin olduğunu okuduk. Sayıyla 5.000.000. Bu rakam az bir rakam mı? Edebiyat okurunu ister bu sayıyı ona bölerek, ister yüze bölerek hesap edin. Şimdi soralım: Türkiye’deki edebiyat dergileri kaç satar? (Tabii ki bu sayılar ile kalite eş değildir. Gerçek okurun tadı başkadır. Lakin bu cümleleri dünyanın gittiği yeri göstermek açısından söylüyorum.)
İnternetteki edebiyat ortamlarını ikiye ayırmak mümkün:
İlki üye olan her kişinin yazısını yayımlayabildiği forum benzeri ortamlar. İkincisi ise bir denetim mekanizması tarafından idare edilen site, e-dergi, blog (günlük) tarzı yapılanmalar.
İlki içinde ciddi manada yazıcı (!) barındıran ve gerçek kaliteyi –haliyle- koruyamayan geniş siteler. Buralarda her isteyen bir şekilde yazdıklarını paylaşıyor. Her düşüncenin, her yazının, her müteşâirin başım üzere yeri var ancak buralar “internet edebiyatı” olarak vasıflandırılabilecek yerler değil. Bu siteler birer serbest kürsü tarzında işliyor. Şiiri olan “ekliyor” yazısı olan “paylaşıyor”.
Ve internet ve edebiyat müştekilerinin büyük bölümü “internet edebiyatı” deyince bunları anlıyor. Bunlara bindiriyor.
Ancak asıl edebiyatın işlediği yerler ise ikinci yapılar, yani işleyişiyle bir dergiden farksız çalışan siteler. Birçok profesyonel yazar (müteşâirin karşıtı yani) da buralarda yazıyor. Bu yapıların geleceğin ediplerini yetiştireceğine inananlardanım.
Bunların arasında hiç mi kalitesizi yok?
Çok! Tıpkı basılı dergilerin arasında olduğu gibi…
Bu konu da burada kalsın, internet nasıl çok geniş bir yapıysa bu mesele de öyle geniş ve çetrefilli! Çok su götürür. Gerçeği ise zaman gösterecek.
Bir tahmin olarak şununla bitireyim, gelecekte basılı dergi kalacağına pek ihtimal vermiyorum. En küçüğünden en büyüğüne, hepsini internetten okuyacağız. Kimisi reklamlarla kazanacak, kimisi de girişte bize soracağı kredi kartı numaralarımızla… Çok uçtun müteşâir diyorsanız size tek söyleyeceğim şey koltuklarınıza sıkı tutunun olacak…
Dünya değişiyor dostlar…


ben masumum:)) -e edebiyat ortamını inceleyen bi dosya hazırladım dergimizde... bu yazılanları düşünmüştüm. yani birileri olur diyor, birileri olmaz diyor.. sesin çıktığı yere sormak daha doğruydu vesselam...
İnternet sitesi olmayan edebiyat dergisi var mıdır? En karşı duranlar bile neden internete ihtiyaç duyar? Geleceğe bakmak lazım...
Viran ve Bahar, oluşumunun içinde ilk yer alanlardanım. Sevgili, Ali Yükse'e o günlerde şunu söylemiştim. Hâlâ söylediğim arkasındayım. Gelecekte edebiyat dergiciliği internet üzerinden olacak. Bu oluşuma sahip çıkalım ve cidiye alalım diye,
sevgiler.
Ahmet Yılmaz Tuncer