Mehmet SarıSabahlar vardır ki,
sevgilinin öpücüğü gibi
girip penceremden içeri
göz perdelerimi aralayarak
şehri kuşbakışı seyrettiğim otelimde
güneşin ışınları uyandırıyor beni...
Koşuyorum hemen pencereye
ve daldırıyorum etrafa gözlerimi
seyreylesinler diye aşağıdaki alemi...
Aşağıda binalar
Binalar şehirlerin aynası sayılır,
- demiş ellerinden emekli bir bilge-
ve toplumun varı- yoğu binalardan anlaşılır.
Kimi külüstür bir eşeğe benziyor
küheylan bir tay gibi görkemli kimi.
Kimi sapa sağlam, kimi ölümcül hasta
kimi başını bulutlara salmış,
yerin dibindedir kimi...
Kimi gülümsüyor yaşama
bir genç kız gibi alımlı,
Kimi zor taşıyor kendini
doksanlık bir insan gibi sayrı.
Aşağıda binalar,
Binaların çatılarında kızlar,
binaların balkonlarında kızlar var.
Her biri bir ekmek teknesi,
Her biri bir çamaşır makinesi,
Her biri kaldırım boyu seyyar satıcı,
Her biri yürekte sevda, beyinde acı...
Kızlar yaşamın bekasıdır
Dünümüzdür göbekten bağlandığımız,
Ve yarınımızdır
önümüzde bitişsiz bir yol gibi uzanan,
Çiçektir yakamızda,
Altın bir çelenktir hiç inmeyen başımızdan,
Ve sızısıdır tabanlarımızın
ağır yük altında kanayıp duran...
Acıyı onlar estirir yüreğimizde
ömrümüzün oncasını kemirip bitiren,
Mutluluk da onlardandır
gönüllerimizde çöller çiçeklendiren...
Penceremden bakıyorum dışarı,
Sanıyorum ki
insem aşağı
eriyip dağılacağım onların yorgunluklarında,
Ve inanıyorum ki
ömrümün sonuna kadar
onlar bir kale duvarı gibi
yıkılmadan kalacaklar duygularımda...
Penceremden bakıyorum dışarı.
Dışarısı koca bir karınca katarı...
Dışarısı durmadan oğul veren bir arı...
Dışarısı filiz filiz, çiçek çiçek kızlar alayı...
Kızlar çok şeydir
sen yalnızca buna inan,
Kızlarsız
ne dünya güzeldir
ve ne de insan...
Şiirdeki bina ve kız yorumları eşsiz.
YanıtlaSil