Yazarken Yaşamak

Viran ve Bahar ne işe yarar? Bu soruyu zaman zaman kendimize sorma ihtiyacı hissediyoruz. Her var olanın koşar adım perdenin öbür tarafına geçtiği bir alemde yaşıyoruz. İçine doğduğumuz asır hissetmekten çok hazzetmek üzerine dayanmış döşenmiş lüks bir daire gibi. En gösterişlisinden en fakirane sürülenine kadar bütün hayat tarzlarının içinde bir dünya fantezi mevcut. Pek çoğumuzun olmazsa olmaz ihtiyaçları çok değil bizden yirmi, otuz sene öncekilerin rüyasında bile görmedikleri şeyler.
Tüketmekten bahsediyoruz. Tüketirken tükenmekten… Bunca nevzuhur aletin arasında; yeni moda, akım, fikir vs. adı verilen şımarıklıkların gölgesinde, şehir denen his öğütme merkezlerinin bağrında yaşamaya çalışıyoruz.
Vasıfları uzatılabilecek şu acayip ve garaip asırda, -buna pekala ahirzaman da diyebiliriz- Viran ve Bahar ile olan ilişkimiz başlıyor. Viran ve Bahar bir duruştur. Kalbî bir duruş… Hazzederek değil hissederek yaşamak isteyen, kalbini midesine yedirmekten korkan birkaç azade gönlün dünya fırtınalarına bugün için salıverdiği küçük bir serçe kuşudur Viran ve Bahar…
Kader kalemleri başımızın üstünde gürül gürül yazarken yarın ne olur bilinmez. Viran ve Bahar bir amaç değildir. Elbette araçtır. Yazarak yaşamak dileyen bir grup insanın bir zaman için bir araya geldiği bu derme çatma site usul usul ilerliyor. Daha da büyüyecek gibi görünüyor. Dışımızın büyümesi, görüntülerle var olmak, görünmek değil derdimiz. “İçine doğru derinleş, dibi görünmeyen bir kuyu ol!” emri gereği zahirimizle değil, batınımızla derinleşmektir derdimiz.
Yeni dostlarla tanışıyoruz. Taze duygular ve sımsıcak yazılar alıyoruz. Ancak bazen bize gönderilen yazıları yayımlayamıyoruz. Gerek takvimin yoğunluğunu düşünmemiz, gerekse estetik kaygılar bize müsaade etmiyor. Dostlardan ricamız bize kırılmamaları… Bize göz nuru yazılarını gönderenlere mutlaka ulaşıyoruz ancak bazen bizden kaynaklanmayan hatalar (Eksik bilgi girilmesi vs.) size ulaşmamızı engelliyor. Viran ve Bahar ne maddi bir kaygı taşır ne de etrafındaki dostlarını kırmak ister. Yazılarınızı bekliyoruz… Başımızın üstünde yeriniz var dostlar!

“Nasıl unutur insan insanı
Şu dünya zindanında”

Allah’a emanet olunuz…

Viran ve Bahar…

0 yorum:

Yorum Gönder