Konsolosun Köpeği

Ali Yüksel

Edebiyatçı her daldan eser vermeli mi? Şiir, deneme derken hikâye… Bu soruya bir çırpıda evet ya da hayır demek doğru olmasa gerek.
Pek çok edebiyatçının bir türde zirve eserler verdiğini, diğerlerinde ise o değer ve kaliteye çıkamadığını görmüşüzdür. Bir ismi zikrettiğinizde hemen yazdığı tür de aklınıza geliverir. Mesela Necip Fazıl desem, şiir deriz. Ancak Üstadın şiirleri kadar tiyatroları, makaleleri, fıkraları ve hikâyeleri de vardır. Ancak onu edebiyatımızın unutulmazları arasına yazdıran, Çile şiirleridir.
Bilindiği üzere Şeref Yılmaz, bir hikâye kitabı yayımladı. Biz, Şeref Yılmaz’ı denemelerinden biliyorduk. Şiirlerini dergilerde okuyorduk ancak bir gün duyduk ki Şeref Yılmaz bir hikâye kitabı çıkarmış: Konsolosun Köpeği. Biraz durup, “Acaba!” demedik değil, dedik. Ama kitabı okuyup da hikâyelerin yedeğinde dünyayı gezince, “İyi ki bu hikâyeler saklandığı sandıktan çıkıp gelmişler.” deyiverdik.
Şeref Yılmaz, hikâyeleri muhakkak yeni ortaya çıkmadı. Hece Öykü’de yayınlananlar vardı. Ama kitap olarak karşımıza çıkmasını beklemiyorduk.
Hikâyelerde, yazarın Erguvan Hasreti ve Sürmeli Türkçe denemelerindeki akıcı üslubunu yine görüyoruz. Derin tahlillere pek girmemiş yazar. Anlaşılır tasvirleri yeri geldikçe kullansa da olay örgüsünü ön plana çıkaran, sade ve etkili bir anlatım kitapta göze çarpıyor.
Bizi asıl etkileyen ise hikâyelerin içeriği. Dünyanın dört yanını soluklayan, gidip gördükleri kadar duyup dinlediklerini de ustaca kurgulayan yazar, unuttuğumuz ya da hiç duymadığımız tatları gözümüzün, gönlümüzün önüne seriyor. Mekân yelpazesinin hayli geniş tutulduğu hikâyeler, bizi ülke ülke gezdirirken zedelenmiş milli şuur ve hislerimizi de canlandırıyor. “Cedlerimizle ne kadar gurur duysak azdır.” dedirtiyor.
Hikâyeler okuyanı zaman zaman gülümsetse de ekseri hüzünlendiriyor. Delilik Bulaşıcıdır hikâyesindeki neşe, bize Sürmeli Türkçe kitabını hatırlatıyor. Konsolosun Köpeği’ndeki gizem, Kirli Araba’daki ironiyi de söylememek olmaz. Sürgün, Gurbet ve Bülbül hikâyelerindeki hicran kalbimizi, dağlasa da Sultanın Hizmetkârı ve de Bir Hasret Ülkesi’ndeki ümitle yeniden tazeleniyoruz.
Son olarak bu hikâyelerin ortaya dökülmesinde teşviki olduğunu duyduğumuz ve okuduğumuz Ömer Lekesiz’e de teşekkür ederken kültür hayatımızın yeni rengi Sütun Yayınları’ndan çıkan Konsolosun Köpeği’ni okumanızı tavsiye ediyoruz.

0 yorum:

Yorum Gönder