Ölümünün 71. Yıldönümünde: Mehmet Akif Olmak

Şeref Akbaba

İstiklal Marşı ile tanıdık onu. Önce İstiklal Marşı'nın törenlerde okunan bölümlerini ezberledik, sonra diğer kıtalarını. “Hakkıdır, hür yaşamış bayrağımın hürriyet” dizesini meşaleleştirdik.
Asım'ın nesli, kulağımıza ilk fısıldanan ve olmamız istenen bir insan modeliydi. Safahat'ın tümüne vâkıf olmadığımız için, her platformda, “Çiğnetmedi namusunu asla çiğnetmeyecek” mısralarıyla Asım'ın neslinin anlaşılamayacağına inancımız artmış, Safahat'ın bütününü okuyarak anlamaya çalışmıştık, Asım'ın neslini.
Hayatı önemliydi bizim için. İstanbul'da doğmuş, İstanbul'da vefat etmişti. Babası İpekli Temiz Hoca ve annesi Emine Şerife hanımdı. Mektebi Mülkiye'de okumuş, babasının vefatından sonra Baytar Mektebi Alisi'ne kaydolmuş ve oradan mezun olmuştu.
Din ve dilin mukaddes olduğuna inandığından Arapça, Farsça ve Fransızca'ya vâkıftı. Devrin sporu olan güreşte mahirdi, yüzme ve diğer sporlarla da alakalıydı.
Şiirlerini 1908'de Meşrutiyet'in ilanından sonra yayınlamaya başlamıştır. İttihad ve Terakki'ye girmiş, I. dünya savaşı sırasında, İngilizlerden esir alınan müslümanlara iyi muamele yapıldığını göstermek için Almanlar tarafından Berlin'e davet edilmiş ve Berlin hatıralarını burada yazmıştır.
Necid'e gitmiş, Ravza'yı ziyaret etmiş, Mekke'ye gidememişti.
Mütareke'de İzmir'in işgalinden sonra üzülmüş, “Asırlardır hür yaşamış bir millet esir olamaz.” diye Balıkesir'e gidip vaazlar vermiş, İstiklali savunmuş ve şiirler yazmıştı. Kastamonu dâhil, yurdun çeşitli yerlerinde hutbelerini milleti uyandıran metinler olarak okumuş ve yayınlamıştır.
Burdur Mebusu olarak TBMM'ne girmiş, Taceddin Dergâhı'nda günlerini geçirmişti. 727 şairin katıldığı ve Maarif Vekaleti'nin açtığı yarışmaya, “Para için İstiklal Marşı yazılmaz” gerekçesiyle katılmamıştı. İstiklal Marşı'nı Hamdullah Suphi'nin özel teklifi üzerine yazmıştı. İstiklal Marşı, Mecliste alkışlarla dört kez okunmuştu. Hastalığında, “Neden bunu Safahat'a almadınız?” diye sorduklarında, “O memleketimin, benim değil.” demişti.
Sebilürreşat'ı yayınladı. Çalışmalarını burada neşretti. Döneminde yaşayan ulemanın çıkardığı Beyan'ul - Hak, Sadayı Din ve Tarık-ı Hidayet gibi dergilerden daha farklı bir bakış açısına sahipti. İslam birliğini her platformda Sebilürreşat'ta savunmuştu.
Kur’andan ilham alarak:“Asrın idrakine söyletmeliyiz İslamı” tezini Cemil Meriç, Ali Bulaç ve daha birçok düşünür tenkit etmişti.
Mısır'da kaldığı sürece fazla şiir yazmamış, vatan hasretini şu dizelerle ifade etmişti. ”Çözde artık yükümün kördüğüm olmuş bağını / Bana çok görme ilahi bir avuç toprağını” diye içini dökmüştü.
Siroz hastalığı, Alemdağ'da geçen son yıllar ve Edirnekapı'da Süleyman Nazif ve Ahmet Naim'in yanına defnedilişi…
“Allah bu millete bir daha İstiklal Marşı yazdırmasın” sözü, hastalığında bu topraklar için yaptığı en etkin dua olmuştu.
Vaizlere, İmamlara ve farklı konuşmacılara şiirleriyle her zaman kaynak teşkil etmişti.
Harun Karakuş misali işin farkında olan nice öğretmenler, yıllarca öğrenci gruplarıyla Safahat okumaları yapmışlardı.
Nüktedanlığı ve duruşuna dair anlatılan yaşam öyküleri dinleyenlerin kişilik oluşumunda hep etken olmuştu.
II. Abdülhamit'e olan muhalefeti, Muhammed Abduh ve Cemaleddin Afgani'ye olan ilgisi birçok münevverin Akif konusunda susmasına sebep olmuştu.
Çanakkale Akif'le anılmış, Akif'in anlatımıyla yıllarca anlatılır olmuştu.
İstiklal Marşı dâhil hafızamda mevcut şiirlerinden bir bölümünü buraya almak, onu yazarken bir zorunluluktur.
Zulmü alkışlayamam, zâlimi asla sevemem;
Gelenin keyfi için geçmişe kalkıp sövemem.
Biri ecdâdıma saldırdı mı, hattâ boğarım!..
- Boğamazsın ki!
- Hiç olmazsa yanımdan kovarım.
Üç buçuk soysuzun ardında zağarlık yapamam;
Hele Hak nâmına haksızlığa ölsem tapamam.
Doğduğumdan beridir âşıkım istiklâle,
Bana hiç tasmalık etmiş değil altın lâle!
Yumuşak başlı isem, kim dedi uysal koyunum?
Kesilir belki, fakat çekmeye gelmez boyunum!
Kanayan bir yara gördüm mü yanar tâ ciğerim,
Onu dindirmek için kamçı yerim, çifte yerim!
Adam aldırma da geç git, diyemem aldırırım.
Çiğnerim, çiğnenirim, hakkı tutar kaldırırım!
………………………………………..
Cehennem olsa gelen göğsümüzde söndürürüz;
Bu yol ki hak yoludur, dönme bilmeyiz yürürüz.
………………………………………
Ey dipdiri meyyit iki el bir baş içindir.
Davransana bak, elde senin başta senindir.
………………………………………
Asım'a:
O çocuklarla beraber, gece gündüz, didinin.
Giden üç yüz senelik ilmi tez elden edinin.
……………………………………………….
İbret al kendi özünden aman oğlum ha gayret
Mehmet Akif'i; Ahmet Kabaklı, Sezai Karakoç ve M. Ertuğrul Düzdağ'dan okumuştum. Yazdıklarım onların özeti olmadığı gibi, Mehmet Akif'i anlatıyor diye de anlaşılmasın.
Bende kalanlardan bir buket yapmaya çalıştım.
Ve saygısızlık etmemeye




Not: AyVakti dergisinin 75. sayısından iktibas edilmiştir.

1 yorum: